← Blog
HÜKÛMET SİSTEMLERİ (BAŞKANLIK-PARLÂMENTER)

18 dk okuma • 25 Şubat 2026

HÜKÛMET SİSTEMLERİ (BAŞKANLIK-PARLÂMENTER)

Kuvvetler birliği ve kuvvetler ayrılığı sistemleri ekseninde; başkanlık, yarı-başkanlık ve parlâmenter sistemlerin temel özellikleri, etkileşim araçları ve değerlendirmesi.

Paylaş:

HÜKÜMET SİSTEMLERİ

I. Hükûmet Sistemlerinin Tasnifi

Hükümet sistemlerinin tasnifi, kuvvetler ayrılığı ve birliğine göre yapılır. Bu sebepten dolayı direkt hükümet sistemlerine geçmek yerine öncelikle “kuvvetler ayrılığı teorisi”ni inceleyelim.

A. Kuvvetler Ayrılığı

Kuvvetler ayrılığı teorisi, bir devlette yasama, yürütme ve yargı olmak üzere üç ayrı kuvvetin bulunduğunu ve bu kuvvetlerin birbirinden bağımsız olan üç ayrı organa verilmesi gerektiğini savunan bir teoridir. Bu düşünceler aslında bir nevi eski çağlarda Aristo tarafından da savunulmuştur. Aristo da devletin baskısından korunma metodu olarak kuvvetlerin ayrılması gerektiğini düşünür. Ancak kuvvetler ayrılığın ilkesinin temel hak ve özgürlüklerin garantisi olarak savunulması ilk önce J. Locke tarafından işlenmiştir. Fakat kuvvetler ayrılığı teorisinin gerçek kurucusu olarak Montesquieu kabul edilir.

Montesquieu’ye göre yasama kuvveti sınırlı bir kuvvettir; çünkü, kendi koyduğu kuralları uygulama yetkisi yoktur. Yürütme kuvveti de sınırlı bir kuvvettir; çünkü, yasamanın koyduğu kuralları yürütmektedir. Yargı da sınırlı bir kuvvettir; çünkü, hakimler kanunların sözlerini telaffuz eden birer ağızdan başka bir şey değildirler. Bu üç kuvvet kendi görevlerinin dışına çıkarlarsa, yani yasama kendi koyduğu kuralları yürütürse, yürütme ise yürüttüğü kuralları kendi koyarsa, yargı ise “kanun koyucunun ağzı” olmakla yetinmeyip kendisi yorum yoluyla yeni kurallar koymaya kalkarsa, o sistemde hürriyet ortadan kalkar1.

I. Kuvvetler Birliği Sistemleri

Kuvvetler birliği sistemleri, yasama ve yürütme kuvvetlerinin aynı yerde birleştiği hükûmet sistemleridir. Bu birleşmede iki durum söz konusu olabilir. Yasama ve yürütme kuvvetleri, ya yürütme organında ya da yasama organında birleşir.

A. Yürütme Organında Birleşme

İlk olarak birinci durumu ele alalım. Yani yürütme organı hem kanunları yürütmekte hem de yürüttüğü kanunları kendisi koymaktadır. Bu durumun mutlak monarşi ve diktatörlük olmak üzere iki şekli vardır.

1. Mutlak Monarşi

Mutlak monarşi, yasama ve yürütme kuvvetlerinin hükümdarda toplandığı bir hükümet sistemidir. Bu sistemde devlet içinde en yüksek otoriteye sahip ve tek olan hükümdar yasama ve yürütme yetkisinin yanında hatta yargı yetkisinin de sahibidir. Yani hükümdar kanun koymakta, kanunları uygulamakta ve ortaya çıkan uyuşmazlıkları çözmektedir.

“Meşruti monarşi”yi mutlak monarşi ile karıştırmamak gerekir. Meşruti monarşi, hükümdarın saltanat haklarının kanuni bir sınırlandırmaya tâbi tutulduğu monarşidir. Meşruti monarşi, kuvvetler birliği sistemi değil, bir kuvvetler ayrılığı sistemidir2.

2. Diktatörlük

Diktatörlük yasama yürütme ve yargı organlarının tek bir kişinin ya da tek bir grubun elinde toplandığı demokratik olmayan rejimlerdir. Bazen bazı diktatörlükler kendierinin demokratik olduklarını iddia ederler ve demokratikler süsü vermek adına düzmece seçimler ve halkoylamaları düzenlerler. Bu seçimlerde de sürekli olarak iktidarın başına da önceki iktidardaki kişi ya da grup gelir. Bu tür diktatörlüklere “plebisiter diktatörlükler” diyoruz.

Diktatörlükleri “totaliter diktatörlükler” ve “ otoriter diktatörlükler” olarak ikiye ayırıyoruz.

a) Totaliter Diktatörlük

Juan Linz’den yararlanarak3 “totaliter diktatörlük (totalitarian dictatorship)”, anti plüralizmin, toptancı ideolojinin, kütlesel tek partinin ve yaygın terörün bulunduğu bir diktatörlük olarak tanımlanabilir. Fark edileceği gibi bu tanımda dört ayrı unsur vardır: Anti Plüralizm, toptancı ideoloji, kütlesel tek parti ve yaygın terör.

(1) Totaliter diktatörlük, devlet içinde iktidar gruplarının olmasına tahammül edemez ve toplum içindeki bütün çeşitli plüralist yapıları yok eder4.

(2) Totaliter diktatörlüklerde tek bir parti vardır.

(3) Totaliter diktatörlüklerde Marksizm ve Faşizm gibi toptancı ideolojiler vardır.

(4) Totaliter diktatörlüklerde diğer muhalif bireyleri ya da grupları bastırmak ve yok etmek adına keyfi bir zor kullanma (terör) görülür.

b) Otoriter Diktatörlük

Otoriter diktatörlüklerde güç merkezidir ve bir kişide toplanmıştır. Halkın ve muhaliflerin düşüncelerini ifade etme özgürlüğü baskı altındadır. Amaçlarına ulaşabilmek için siyasi partileri ve toplu kalabalıkları kullanır ve insanlara yaptırmak istediği şeyleri yaptırır.

B. Yasama Organında Birleşme: Meclis Hükûmeti

Yasama organının hem kanun yapıp hem de kendi yaptığı kanunları uyguladığı sisteme “meclis hükûmeti” sitemi veya “konvansiyonel sistem” denir. Bu sistemin ayırıcı özelliği, yasama ve yürütme yetkisinin mecliste toplanmasıdır. Bu sisteme güçler birliği ilkesi egemendir.

Meclis Hükûmeti Sisteminin Yasama Organına İlişkin Özellikleri

1. Meclis hükûmeti Sistemi, meclisin üstünlüğü ilkesine dayanır.

2. Meclis hükûmeti sistemlerinde yasama organı her halükârda tek-meclislidir5. Parlamenter sistemlerde yasama, tek-meclisli olabileceği gibi iki meclisli de olabilir.

3. Meclis hükûmeti sistemlerine, meclis kendi kendini toplantıya çağırır6. Parlamenter sistemde ise meclisi yürütme organı da toplantıya çağırabilir.

4. Meclis hükûmeti sisteminde, meclis sürekli olarak çalışır7. Parlamenter sistemlerde ise meclis tatil yapabilir ama meclis hükûmeti sisteminde meclis tatil yapamaz.

5. Meclis hükûmeti istemlerinde, meclis ancak kendi kendini feshedebilir8. Parlamenter sistemlerde ise devlet başkanlarının da fesih hakları vardır.

Meclis Hükûmeti Sisteminin Yürütme Organına İlişkin Özellikleri

Meclis hükûmeti sisteminde yürütme görevi bir kişiye değil, bir “heyet”e verilir. Bu heyetin üyeleri temel kamu hizmeti görevlerinin sağlanmasından sorumludurlar. İlk bakışta bu üyeler “bakan”a benzetilebilir. Ama parlâmenter hükûmet sistemindeki bakanlıklardan aşağıda görebileceğimiz gibi oldukça farklıdır. Bu nedenler bu heyete “ bakanlar kurulu” veya “hükûmet” ismi verilemez. Biz de bu heyete 1921 Anayasası dönemi Türkiye Büyük Millet Meclisi hükûmeti terimlerinden esinlenerek “icra heyeti”, bu heyetin üyelerine de “icra vekili” ismini vereceğiz9. Meclis hükûmeti sisteminin yürütmeye ilişkin olarak gösterdiği başlıca özellikler şunlardır:

1. Meclis hükûmeti sistemlerinde devlet başkanı yoktur.

2. Meclis hükûmeti sistemlerinde bir başbakanlık makamı da yoktur.

3. İcra vekilleri heyetinin üyeleri meclis içinden ve meclis tarafından tek tek seçilir ve gerektiğinde de yine meclis tarafından serbestçe görevden alınırlar.

4. İcra vekilleri heyeti üyeleri meclise karşı bireysel olarak sorumludurlar. Bu sorumluluk mutlaktır. Meclis hükûmeti sistemlerinde yürütmeyle görevlendirilen bu kişi, bir uşağın efendisine hesap verdiği gibi, meclise hesap verir10.

5. Meclis hükûmet sistemlerinde, meclis icra vekillerine kendi işlerini yürütme işini nasıl yapacakları konusunda emir ve talimat verebilir11. Parlâmenter hükûmet sisteminde ise meclis, hükûmete emir ve talimat veremez.

Meclis Hükûmeti Sisteminde Yargının Durumu

Meclis hükûmeti sistemlerinde yargının durumuna çok değinilmez çünkü yargı da meclise tâbidir. Bu sistemde tek egemenlik olduğuna ve egemenliğin de bölünemez bir şekilde tek temsilcisinin de meclis olduğundan yargı da teorik olarak meclise tâbidir. Örneğin Türkiye’de Birinci TBMM dönemi meclis hükûmeti sisteminde yargının da büyük ölçüde Meclise tâbi olduğu söylenebilir. Zira bu sistemde üyeleri Meclis tarafından kendi üyeleri arasından seçilen İstiklal Mahkemeleri kurulmuştur12.

Meclis Hükûmet Sisteminde Yürütmenin Üstünlüğü

Meclis hükûmeti sisteminde icra vekillerinin (yürütme) geri planda kaldığı yani mecliste alınan kararlara sıkı sıkıya bağlı olduğu ve dıştan bir göz olarak meclisin âdeta uşakları gibi davrandıkları görülebilir. Yalnız bu zamana kadar görülen meclis hükûmeti sistemlerinin çoğunda bunun tam tersi gözlemlenir. Bunun sebebi mecliste yürütmeyle görevlendirilen icra heyetinin kısa bir süre içinde güçlenip meclis karşısında “fiili üstünlük” kurmalarıdır. Meclis hükûmeti sistemi uygulamada diktatörlüğe dönüşür. Gerçekten de meclis hükûmeti sisteminin uygulandığı yerlerde diktatörlük görülmüştür13. Örneğin 1792-1795 yılları arasında Fransa’da uygulanan konvansiyonel sistemde, meclise, Kamu Selameti Komitesi hâkim olmuş, terör estirmiştir14. 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu döneminde Türkiye’de uygulanan meclis hükûmeti sisteminde de, İcra Vekilleri Heyetinin Büyük Millet Meclisi karşısında kısa bir süre içinde üstünlüğü ele geçirdiği söylenebilir15.

II. KUVVETLER AYRILIĞI SİSTEMLERİ

Kuvvetler ayrılığı sistemleri, yasama ve yürütme kuvvetlerinin ayrı ayrı organlara verildiği hükûmet sistemleridir. Kuvvetler ayrılığı sistemleri kendi içerisinde kuvvetler ayrılığının derecesine göre “sert kuvvetler ayrılığı sistemi” ve “yumuşak kuvvetler ayrılığı sistemi” olmak üzere ikiye ayrılır. Sert kuvvetler ayrılığı sistemi “başkanlık sistemi”, yumuşak kuvvetler ayrılığı sistemi ise “parlâmenter sistem”dir.

A. Sert kuvvetler Ayrılığı: Başkanlık Hükûmet Sistemi

Sert kuvvetler ayrılığı sisteminde, yasama ve yürütme kuvvetleri birbirinden mutlak bir şekilde ayrılmış iki organa verilmiştir. Yani, yasama ve yürütme organları ayrı ayrı seçilir ve seçildikten sonra da birbirlerinin varlıklarına son veremezler. Sert kuvvetler ayrılığı sistemine genellikle “başkanlık sistemi ” denir. Bu sisteme “başkanlık sistemi” yerine, “başkanlık rejimi”, “başkanlık hükûmeti” veya kısaca “prezidansiyalizm” dendiği de olur. Başkanlık sisteminin en bilinen örneği Amerika Birleşik Devletleridir.

Başkanlık sistemi hangi özelliklerle veya hangi kriterlerle tanımlanmaktadır? Bu özellikleri Arend Lijphart’ın yaptığı gibi, “aslî özellikler” ve “tali özellikler” olarak ikiye ayırabiliriz16.

1. Aslî Özellikler

Başkanlık sistemini şu üç özellik ile tanımlayabiliriz: Başkanın doğrudan halk tarafından seçilmesi; Belli bir dönem için seçilen yürütmenin yasamanın güvenine dayanmaması; Yürütmenin tek kişiden oluşması.

a. Yürütmenin tek kişiden oluşması:

Başkanlık sisteminde yürütme tek kişiden oluşur. O da “başkan”dır. Yani başkanlık sisteminde yürütmede ”tek-başlılık” vardır. Başkanlık sisteminde, başkanın dışında sembolik bir devlet başkanlığı makamı yoktur. Başkan aynı zamanda devlet başkanıdır. Diğer yandan, başkanlık sisteminde, parlâmenter sistemlerde görülen tipte bir “kabine”, yani “kolektif” bir yürütme organı yoktur17. Bütün yürütme yetkisinin sahibi tek başına başkandır. Yürütme birimlerinin yani bakanlıkların başı durumunda olan kişiler (bakanlar), parlâmenter sistemlerdeki ”bakanlar” gibi değil, başkanın yardımcıları konumundadırlar. Amerika Birleşik Devletleri‘nde bunlara “sekreter“ adı verilir. Biz de bu yüzden bunlara sekreter diyeceğiz. Bunlar, yani sekreterler, başkanın emir ve talimatı dışına çıkamazlar. Bu sekreterler başkan tarafından atanıp yine başkan tarafından görevden alınırlar. Aynı zamanda sekreterler, yasama organına karşı değil, başkana karşı sorumludurlar. Yani başkanlık sisteminde, başkan, hem devlet başkanı, hem de hükûmet başkanıdır18.

Başkanlık sistemlerinde başkam ve sekreterleri bir araya gelip toplanabilir ve yürütme işlerini görüşebilirler. Hatta Amerika Birleşik Devletleri’nde başkan ve sekreterlerinin toplanmasına “kabine” adı verilir. Ama bu kabine, parlâmenter sistemde olan kabineden oldukça farklıdır. Çünkü bu kabine daha çok bir istişare alanı gibi kullanılır. Ancak onların görüşleri başkanı bağlamaz. Kabinede karar alma yetkisi her zaman başkana aittir. Amerika Birleşik Devletleri tarihinde en çok bilinen olay bu durumu tipik bir şekilde göstermektedir: ABD başkanlarından (1861-1865) Abraham Lincoln kabineye bir öneri getirir. Bu öneriye kendi dışındaki herkes karşı çıkar. Sonuçta Lincoln, “yedi hayır, bir evet; evetler kazandı” diyerek toplantıyı bitirmiştir19.

b. Başkan Halk Tarafından Seçilir:

Başkanlık sistemlerinde yürütmenin başı olan başkan, doğrudan doğruya ya da ona benzer şekillerle halk tarafından, belli bir dönem için seçilir. Normal olarak süresi dolmadan da yasama organı tarafından görevinden alınamaz. Bu şu anlama gelmektedir yasama ve yürütme organları yasallıklarını ayrı ayrı halktan alırlar. Her ikisi de halkın oyuna dayanır. Dolayısıyla biri diğerine göre daha yasal değildir. Bu nedenle, başkanlık sisteminde, yasama ve yürütme kuvvetleri arasındaki ayrılık, daha bu kuvvetlerin kaynağından başlamaktadır20. Başkanın doğrudan doğruya halk tarafından seçilmesi ona belli bir otorite verir.

c. Başkan Yasamanın Güvenine Dayanmaz:

Başkanlık sisteminde yürütmenin başı, yani başkan, halk tarafından belli bir süre için seçilir. Görev süresi bitene kadar görevde kalır. Başkanın bu süre içinde görevde kalması yasamanın güvenine dayanmaz. Başkan yasama organına karşı sorumlu değil, yalnız kendisini seçen halka karşı sorumludur.

2. Tali Özellikler

Şimdi de başkanlık sisteminin tali özelliklerini görelim. Hemen belirtelim ki yukarıdaki üç aslî özelliği taşıyan bir hükûmet sistemi, aşağıdaki tali özelliklerden birisini taşımıyorsa, sırf bu nedenle, başkanlık sistemi olmaktan çıkmaz.

a. Başkan Yasama Organını Feshedemez:

Yasama ve yürütme kuvvetleri arasındaki mutlak ayrılık, yürütme organının yasama organının çalışmalarına müdahale edememesini gerektirir. Bu nedenle başkanlık sisteminde, başkan ve sekreterler yasama organının çalışmasına katılamaz. Yani başkan ve sekreterler, yasama organlarının toplantılarına katılıp görüş bildiremezler. Başkanın da kanun teklif etme yetkisi yoktur. Başkanın yasama organının toplanmasını engelleme hakkı, toplanmış meclisin toplantılarını kapatma, meclisi tatile sokma yetkisi yoktur21.

3. Başkanlık Sisteminde Yasama ve Yürütme Arasında Karşılıklı Etkileşim Araçları

Başkanlık sistemi, bir “sert” kuvvetler ayrılığı sistemidir. Bu sistemde yasama ve yürütme kuvvetleri birbirinden her bakımından bağımsız iki ayrı organa verilmiştir. Bu organlar ayrı ayrı seçilmekte ve seçildikten sonra da birbirlerinin varlıklarına son verememektedirler. Keza, bu organların birbirinin faaliyetlerine, yetkilerine karışması da mümkün değildir. Ne var ki, bu sistem tam olarak uygulanırsa ve yasama ve yürütme kuvvetleri arasında uyum ve karşılıklı işbirliği olmazsa, devlet hayatı felce uğrar22. İşte bu nedenle, başkanlık sistemlerinde de, yasama ve yürütme kuvvetleri arasında birtakım karşılıklı etkileşim araçları öngörülmüştür. Amerika Birleşik Devletleri örneğinde şu karşılıklı etkileşim araçları vardır23:

a. Atamalar

Atamalar yürütmenin (Başkanın) elindedir. Ancak bazı önemli atamalar Senatonun onayına tâbidir.

b. Milletlerarası Antlaşmaların Onaylanması

Amerika Birleşik Devletleri’nde dış ilişkileri yürütmek, milletlerarası antlaşmalar yapmak yetkisi Başkana aittir. Ancak yapılan antlaşmaların geçerliliği Senato tarafından 2/3 çoğunlukla onaylanmalarına bağlıdır24.

c. Meclis Araştırması

Kongrenin yürütme alanına giren faaliyetlerde bir araştırma yapması mümkündür. Ancak, araştırma olumsuz sonuçlansa bile, Kongre, başkanı görevden alamaz.

d. Suçlama

“Suçlama”, Başkanın cezaî sorumluluğuna yol açabilecek bir yasama meclisi soruşturmasıdır25. Özenle belirtmek gerekir ki, suçlama usûlü, siyasi nitelikte değil, cezai nitelikte bir usûldür.

e) Bütçe

Yürütmenin bütçeye ihtiyacı vardır. Kongre, Başkanın bütçesini onaylamayabilir veya kısabilir. İyi bir bütçeye ihtiyacı olan Başkan, Kongre ile iyi geçinmek zorundadır.

f) Veto26

Kongrenin yukarıdaki önemli yetkilerine mukabil, Başkanın da Kongreye karşı kullanabileceği çok önemli bir yetkisi vardır: Veto. Başkan, Kongrenin kabul ettiği kanunları veto edebilir27.

g) Mesaj28

Başkanın kanun teklif etme yetkisi yoksa da Kongreye “mesaj hakkı” vardır. Bu mesajlardan en önemlisi Anayasanın 2’nci maddesinin 3’üncü bölümünde geçen “Birliğin durumu”na ilişkin mesajdır. Başkan bu ve başka mesajlarıyla Kongreye istediği kanunları çıkarmasını telkin edebilir29.

4. Başkanlık Sisteminin Güçlü ve Zayıf Yanları

Her siyasal sistem gibi başkanlık sisteminin de güçlü ve zayıf yanları vardır. Şimdi bunları inceleyelim:

a) Güçlü Yanları

1. Başkanlık sistemi istikrarlı bir yönetime yol açar. Çünkü başkan belli bir süre için seçilir ve güvensizlik oyu almadığı takdirde görevinden alınamaz. Buradan başkanlık sisteminin hükûmet krizlerini önlediği yorumu çıkarılabilir. 2. Başkanlık sistemi güçlü bir yönetim yaratır30. Çünkü devlet, tek kişi tarafından daha güçlü bir şekilde yönetilir. Ayrıca halk tarafından seçilen başkanın otoritesi oldukça yüksektir. Aynı zamanda görev süresi içinde görevden alınamayacağını bilen başkan, politikalarını korkusuzca uygulayabilir. 3. Başkanlık sistemi daha demokratik bir yönetim yaratır31. Çünkü başkanın doğrudan doğruya halk tarafından seçilmesi, başkanlık sistemine tartışılmaz bir demokratik nitelik kazandırır. Ayrıca yürütme tek kişinin (başkanın) elinde toplandığından olası bir durumda halk kimden hesap soracağını bilir.

b) Zayıf Yanları

1. Başkanlık sistemi rejim krizlerine yol açabilir. Yasama ve yürütme organları karşılıklı olarak birbirlerinin hukukî varlığına son veremediklerine göre, eğer bir kriz çıkarsa, bu krizin seçime gidilerek çözülme imkânı yoktur. Demokratik olmayan yollarla, askeri darbeyle, çözülmesi, ihtimal dahilindedir.

2. Başkanlık sistemi katıdır. Bir kere seçilmiş başkan daha sonra halkın desteğini yitirse bile görevden alınamaz. Sistem, bu katılık yüzünden gelecek seçimlere kadar kilitlenebilir.

3. Başkanlık sistemi siyasal kutuplaşmaya yol açabilir. Başkanlık sisteminde kazanan her şeyi kazanmakta ve kaybeden her şeyi kaybetmektedir. Bu da gerilimlerin olmasına yol açmaktadır.

4. Başkanlık sistemi iktidarın kişiselleşmesine yol açabilir. Yürütme organının tek kişiden oluşması ve belli bir süre boyunca görevden alınamayacak olması başkanın kendisini âdeta bir “kral” gibi hissetmesine yol açabilir.

5. Yarı-Başkanlık Sistemi

Cumhurbaşkanının halk tarafından seçildiği bir parlâmenter sisteme yarı-başkanlık sistemi denir32.

a) İki-Başlı Yürütme

Bir tarafta cumhurbaşkanı diğer tarafta ise hükûmet (bakanlar kurulu) bulunur. Bu bakımdan bu sistem parlâmenter sisteme benzetilir.

b) Seçim Usûlü

Başkanlık sisteminde olduğu gibi cumhurbaşkanı doğrudan doğruya halk tarafından seçilir.

c) Yasamanın Güveni

Oysa yarı-başkanlık sisteminde yürütme organının bir kolu olan bakanlar kurulu yasama organına karşı sorumludur. Yasama organı kabineyi, güvensizlik oyuyla görevden alabilir.

Sert kuvvetler ayrılığı sistemini gördükten sonra şimdi yumuşak kuvvetler ayrılığını yani parlâmenter sistemi görelim.

B. Yumuşak Kuvvetler Ayrılığı: Parlâmenter Hükûmet Sistemi

Bu sistemde yasama ve yürütme yetkileri kural olarak iki ayrı organa verilmişse de, bu organlar birbirinden tam olarak bağımsız değildir. Bu organlar karşılıklı olarak birbirlerinin hukukî varlıklarına da son verebilirler. Bu sistemde, bu organlar arasında karşılıklı iş birliği vardır. Bu nedenle “kuvvetlerin işbirliği” sistemi de denir.

Parlâmenter sistemin ayırıcı özelliklerini “aslî özellikler” ve “tali özellikler” olarak ikiye ayırıp inceleyebiliriz.

1. Asli Özellikler

Parlâmenter sistemin üç temel ayırıcı özelliği vardır: Hükûmet yasama organından kaynaklanır; yani yasama organı tarafından seçilir. Hükûmet yasama organına karşı sorumludur. Yürütme ikili yapıdadır33.

a. Yürütmenin Yapısı: İki-Başlılık

Parlâmenter hükûmet sistemlerinde yürütme organı “iki-başlı)”dır. Bir yanda “devlet başkanı”, diğer yanda ise “bakanlar kurulu” vardır. Devlet başkan, monarşik parlâmenter sistemlerde “kral”, cumhuriyet tipi parlâmenter sistemlerde ise “cumhurbaşkanı” dır. Gerek kral olsun, gerekse cumhurbaşkanı olsun, devlet başkanı yasama organı karşısında sorumsuzdur34 . Yürütme organının diğer kanadında ise “bakanlar kurulu” bulunur. İşte yürütme organının bu ikinci kanadı yasama organı karşısında sorumludur. Bakanlar kurulunun başlıca görevi ülkenin genel siyasetini belirlemek ve hükûmet etmektir.

b. Yürütmenin Göreve Gelişi

Parlâmenter hükûmet sistemlerinde yürütme organı doğrudan doğruya halk tarafından seçilmez. Yürütme organının birinci kanadı olan “devlet başkanı”, monarşik parlâmenter sistemlerde, “veraset” yoluyla belirlenir. Yani devlet başkanlığı (krallık) babadan oğula irsî olarak intikal eder. Cumhurî parlâmenter sistemlerde ise devlet başkanı, doğrudan doğruya halk tarafından değil, yasama organı tarafından seçilir35.

Parlâmenter sistemlerde yürütme organının ikinci kanadı olan kabine de doğrudan doğruya halk tarafından seçim usûlüyle değil, yasama organı tarafından belirlenir. Kabine parlâmentonun içinden çıkar; ondan kaynaklanır. Kabinenin parlamentodan çıkması, ondan kaynaklanması konusunda çeşitli usûller vardır. Örneğin Almanya’da, İrlanda’da Japonya’da başbakan doğrudan doğruya yasama organı tarafından seçilir36. Diğer bir kısım ülkelerde ise, devlet başkanı (kral veya cumhurbaşkanı), parlâmentodan güven oyu alabilecek bir kişiyi (örneğin çoğunluk partisinin liderini) başbakan olarak atar. Bu kişi diğer bakanları seçer. Başbakan tarafından seçilen kişiler kral veya cumhurbaşkanı tarafından bakan olarak atanırlar. Daha sonra bu şekilde kurulmuş olan kabine, yasama organından güven ister. Bu nedenle, parlâmenter hükûmet sisteminde her halükârda, kabinenin nihaî tahlilde yasama organı tarafından belirlendiğini söyleyebiliriz37.

c. Sorumluluk: Yasamanın Güvenine Dayanma

Parlâmenter hükûmet sistemlerinde, yürütmenin bir kanadı olan devlet başkanı (kral veya cumhurbaşkanı) yasama organı karşısında sorumsuzdur. Ancak, yürütmenin ikinci kanadı olan kabine (başbakan ve bakanlar) yasama organı karşısında sorumludur. Parlâmenter sistemde, kabine (hükûmet, bakanlar kurulu), yasama organının “güven”ine dayanır. Yasama organı güvensizlik oyuyla kabineyi görevden alabilir. Bu şu anlama gelir: Yasama organı kabine hakkında “güvensizlik oyu” vermişse, bütün kabine olduğu gibi düşer. Görevini iyi yapmış olduğu düşünülen bakanlar da görevlerini kaybederler.

2. Tali Özellikler

Yukarıdaki üç özelliği taşıyan sistemlere rahatlıkla parlâmenter sistem diyebiliriz. Bu üç özelliği taşıyan sistemi tali özelliklerden birini taşımıyorsa, parlâmenter sistem olmaktan çıkmaz.

a. Yürütme Organı, Yasama Organını Feshedebilir

Parlâmenter hükûmet sistemlerinde, yasama organının hükûmeti güvensizlik oyuyla düşürebilmesine paralel olarak, yürütme organının da yasama organı üzerinde “fesih yetkisi” vardır.

b. Aynı Kişi Hem Yürütmede, Hem de Yasamada Görev Alabilir

Yani bir kişi hem parlâmento üyesi, hem de başbakan veya bakan olabilir. Keza birçok parlâmenter sistem de, başbakanın parlâmento üyesi olması zorunludur.

c. Bakanlar Kurulu Yasama Organının Çalışmalarına Katılır

Parlâmenter sistemlerde, bakanlar kurulunun kanun teklif etme hakkı vardır. Keza, başbakan ve bakanlar parlâmentoya girme hakkı, orada oturma, tartışmaları izleme, söz alma haklarına sahiptir38.

3. Başkanlık Sisteminde Yasama ve Yürütme Arasında Karşılıklı Etkileşim Araçları

Parlâmenter sistemde, yasama ve yürütme kuvvetleri kaçınılmaz olarak işbirliği içindedirler. Kaldı ki, parlâmenter hükûmet sistemlerinde, yukarıdaki özelliklere ek olarak çeşitli “etkileşim araçları” da vardır39. Bu araçlar şunlardır:

a. Kanun Yapımına Yürütmenin Katılması

Yürütme organı kanun önerme hakkına sahiptir. Genellikle devlet başkanlarına “geciktirici veto” niteliğinde, kanunları “bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderme” yetkisi tanınmaktadır. Dolayısıyla devlet başkanı beğenmediği kanunların yürürlüğe girmesini geciktirebilir.

b. Bütçe

Bütçeyi yürütme organı hazırlar. Ama yasama organı kabul eder.

c. Uluslararası Antlaşmalar

Uluslararası antlaşmalar yapma yetkisi yürütme organına aittir. Bununla birlikte bu antlaşmaların onaylanması yetkisi yasama organına aittir.

d. Denetim

Yasama organı, soru, meclis araştırması, meclis soruşturması, gensoru gibi yollarla yürütmeyi denetleyebilir.

4. Değerlendirme: Parlâmenter Sistemin Güçlü ve Zayıf Yanları

Parlâmenter hükûmet sisteminin burada güçlü ve zayıf yanlarını göreceğiz. Hemen belirtelim ki, birbirinin tersi hükûmet sistemleri olarak, yukarıda başkanlık sisteminin zayıf yanları olarak gördüğümüz özellikler, parlâmenter sistemin güçlü yanları; başkanlık sistemi güçlü yanları olarak gördüğümüz özellikler ise parlâmenter sistemin zayıf yanlarıdır. Bu yüzden kısaca bahsetmemiz yeterlidir.

a) Parlâmenter Sistemin Güçlü Yanları

1. Parlâmenter sistemde tıkanıklıkların çözüm yolu vardır.

2. Parlâmenter sistem esnektir.

3. Parlâmenter sistem kutuplaşmaya yol açmaz.

4. Parlâmenter sistemlerde devlet başkanının ılımlılaştırıcı ve uzlaştırıcı bir etkisi vardır40.

b) Parlâmenter sistemin Zayıf Yanları

1. Parlâmenter sistem istikrarsız hükûmetlere yol açar.

2. Parlâmenter sistem zayıf hükûmetlere yol açar.

3. Parlâmenter sistem düşük nitelikli bir demokrasiye yol açar.

6. Rasyonelleştirilmiş Parlâmentarizm

Parlâmenter hükûmet sistemlerinin önemli bir kısmında zayıf ve istikrarsız hükûmetler olmuştur. İşte, bazı parlâmenter sistemlerde hükümete istikrar ve güç kazandırmak amacıyla birtakım usûller öngörülmüştür. Bu usûlleri barındıran parlâmenter sistemlere genel olarak “rasyonelleştirilmiş parlâmentarizm” denir.

Rasyonelleştirilmiş parlâmentarizm başlıca araçları şunlardır: Güvensizlik önergesi verme hakkının sınırlandırılması, serinleme sürelerinin öngörülmesi, güvensizlik oyunda üye tamsayısının salt çoğunluğunun aranması, güven oylamalarında yalnızca güvensizlik oylarının sayılması, yapıcı güvensizlik oyu, fesih tehdidi altında güvenoyu, bu araçlar hükûmetin düşürülmesini zorlaştırırlar41.

Rasyonelleştirilmiş parlâmentarizmde, parlâmento tarafından düşürülemeyen bir hükûmetin parlâmentoda çoğunluğa sahip olmaması mümkündür. Zira, yukarıdaki araçlar sayesinde parlâmentoda çoğunluğa sahip olmayan bir hükûmet düşmeyebilir. Ama bu hükûmetin parlâmentodan kanun çıkartması imkansızdır. Bu hükûmetin kanun tasarıları pek muhtemelen parlâmento tarafından reddedilecektir. O halde, hükûmeti sadece ayakta tutmakla iş bitmemekte, hükûmete, parlâmentoyu zorlayabilecek, gerektiğinde parlâmentoyu aşabilecek, anayasal araçlar da vermek gerekmektedir. İşte rasyonelleştirilmiş parlâmentarizm düşüncesinden ilham alan bazı anayasalar, parlâmentoda sağlam bir çoğunluğa sahip olmayan hükûmetlere, hazırladıkları kanun tasarılarının kabul edilmesini sağlayacak anayasal mekanizmalar da getirmektedirler. Bunlardan bazıları şunlardır: Kanun tasarılarının blok hâlinde oylanması, “Giyotin” usûlü, teşriî zorunluluk hâli, vs.

Atıf Notları

ÖZBUDUN Ergun, 1921 Anayasası, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, 1. Baskı, 1992, Ankara

ULUŞAHİN Nur, Başkanlık Sistemi, Yetkin Yayınları, Birinci Baskı, 1999, Ankara

ARSEL İlhan, Anayasa Hukuku: Demokrasi, Güven Yayınları, İkinci Baskı, 1955, Ankara

1 GÖZLER Kemal, Anayasa Hukukunun Genel Esasları, op. cit., s.221.

2 GÖZLER Kemal, Anayasa Hukukunun Genel Esasları, op. cit., S.224.

3 GÖZLER Kemal, Anayasa Hukukunun Genel Esasları, op. cit., S.225. ; LINZ Juan, Totaliter ve Otoriter Rejimler, Çev. Ergun Özbudun, Ankara, Siyasi İlimler Türk Derneği Yayınları, Tarihsiz(1984), s.25 vd.

4 GÖZLER Kemal, Anayasa Hukukunun Genel Esasları, op. cit., s.225.

5 TURHAN Mehmet, Hükümet Sistemleri, op. cit., s.27.

6 TURHAN Mehmet, Hükümet Sistemleri, op. cit., s.27.

7 ÖZBUDUN Ergun, 1921 Anayasası, op. cit., s.55.

8 TURHAN Mehmet, Hükümet Sistemleri, op. cit., s.27.

9 GÖZLER Kemal, Anayasa Hukukunun Genel Esasları, op. cit., s.227.

10 GÖZLER Kemal, Anayasa Hukukunun Genel Esasları, op. cit., s.227.

11 TURHAN Mehmet, Hükümet Sistemleri, op. cit., s.27. ; ÖZBUDUN Ergun, 1921 Anayasası, op. cit., s.52.

12 GÖZLER Kemal, Anayasa Hukukunun Genel Esasları, op. cit., s.227.

13 TURHAN Mehmet, Hükümet Sistemleri, op. cit., s.28.

14 GÖZLER Kemal, Anayasa Hukukunun Genel Esasları, op. cit.,, s.228. ; CADART Claude, op. Cit., c.I, s.469-470

15 ÖZBUDUN Ergun, 1921 Anayasası, op. cit., s.73-74.

16 GÖZLER Kemal, Anayasa Hukukunun Genel Esasları, op. cit., s.231. ; LIJPHART Arend, Çağdaş Demokrasiler, op. cit., s.62-67.

17 ARSEL İlhan, Anayasa Hukuku: Demokrasi, op. cit., s.204.

18 ULUŞAHİN Nur, Başkanlık Sistemi, op. cit., s.42.

19 TURHAN Mehmet, Hükümet Sistemleri, op. cit., s.42.

20 ULUŞAHİN Nur, Başkanlık Sistemi, op. cit., s.32.

21 ARSEL İlhan, Anayasa Hukuku: Demokrasi, op. cit., s.204.

22 GÖZLER Kemal, Anayasa Hukukunun Genel Esasları, op. cit., s.235.

23 GÖZLER Kemal, Anayasa Hukukunun Genel Esasları, op. cit., s.235.

24 GÖZLER Kemal, Anayasa Hukukunun Genel Esasları, op. cit.,, s.235.

25 GÖZLER Kemal, “Hükümet Sistemleri”, Anayasa Hukukunun Genel Esasları, op. cit., s.235.

26 GÖZLER Kemal, Devlet Başkanları, op. cit., s.34-36.

27 GÖZLER Kemal, “Hükümet Sistemleri”, Anayasa Hukukunun Genel Esasları, op. cit., s.236.

28 TURHAN Mehmet, Hükümet Sistemleri, op. cit., s.35.

29 GÖZLER Kemal, Anayasa Hukukunun Genel Esasları, op. cit., s.236.

30 ULUŞAHİN Nur, Başkanlık Sistemi, op. cit., s.99-142.

31 ULUŞAHİN Nur, Başkanlık Sistemi, op. cit., s.142-159.

32 GÖZLER Kemal, Anayasa Hukukunun Genel Esasları, op. cit., s.241.

33 GÖZLER Kemal, Anayasa Hukukunun Genel Esasları, op. cit., s.243.

34 GÖZLER Kemal, Anayasa Hukukunun Genel Teorisi, op. cit., s.589.

35 GÖZLER Kemal, Anayasa Hukukunun Genel Teorisi, op. cit., s.593.

36 GÖZLER Kemal, Anayasa Hukukunun Genel Teorisi, op. cit., s.593. ; LIJPHART Arend, Çağdaş Demokrasiler, op. cit., 1988, s.45.

37 GÖZLER Kemal, Anayasa Hukukunun Genel Teorisi, op. cit., s.593.

38 GÖZLER Kemal, Anayasa Hukukunun Genel Teorisi, op. cit., s.596.

39 GÖZLER Kemal, Anayasa Hukukunun Genel Teorisi, op. cit., s.596.

40 GÖZLER Kemal, Anayasa Hukukunun Genel Esasları, op. cit., s.248.

41 GÖZLER Kemal, Anayasa Hukukunun Genel Esasları, op. cit., s.255-257.

KAYNAKÇA

GÖZLER Kemal, Anayasa Hukukunun Genel Teorisi, Cilt I, Ekin Yayınları, 2010, Bursa

GÖZLER Kemal, Anayasa Hukukuna Giriş, Bursa Ekin Kitabevi Yayınları, Onbirinci Baskı, 2019

TURHAN Mehmet, Hükümet Sistemleri, Dicle Üniversitesi Basımevi, Dokuzuncu Baskı, 1989, Diyarbakır

Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Somut olaylar farklılık gösterebilir.

İlgili Yazılar